OHAL’de vicdani retçi olmak

Uluslararası Savaş Karşıtları (WRI) ve Avrupa Vicdani Ret Bürosu (EBCO) üyesi olan Vicdani Ret Derneği aktivisti Ercan Jan Aktaş  “Türkiye’de aslında bir hak olarak anayasada sunulan vicdani  reddin etkileri ve vicdani reddini açıklayanların başına gelenler, 15 Temmuz 2016’dan bu yana süregelen OHAL ile vicdani ret davaları çok daha kritik bir döneme girdi” dedi.

“15 TEMMUZ DARBESİYLE BASKILAR DAHA DA ARTMAYA BAŞLADI”

Türkiye’de vicdani retçilerin yaşadıklarını “sivil ölüm” olarak ifade eden Aktaş  “OHAL’in, herkesin hayatında olduğu gibi  vicdani retçilerin de hukuki süreçleri üzerinde çok etkisi var. OHAL ile Türkiye’de adalet, eşitlik, özgürlük talepleri olan neredeyse bütün kesimlerin, grupların ve bireylerin hayatları önceki süreçlerden daha çok zorlaşmaya başladı. Adı nasıl konulursa konusunda,15 Temmuz 2016’da gerçekleşen, bir darbedir” diye belirtti.

15 Temmuz Darbesi’yle baskıların daha da artmaya başladığını vurgulayan Aktaş  “Vicdani retçi bireylerin de aileleri vardır, aileleri yoksa  sürdürmeleri gereken birer hayatı, ekonomik ihtiyaçları vardır. Son bir yıl içinde vicdani retçiler ve askerlik yapmayan yüz binler iş hayatının tamamen dışına itildiler” ifadelerini kullandı.

Milli Savunma Bakanlığı’nca yapılan tebliğlerin, cumhuriyet tarihinde bir ilk olduğunu belirten Aktaş “Bu tebliğlerde, ‘iş yerlerinde kaçak asker çalıştırmayın.’ yazısı, bir çok vicdani retçi, yoklama ya da bakaya? asker kaçağı olduğu için işini bırakmak zorunda bırakıldı” dedi.

“BAŞKA BİR HAYATI ÖRÜYORUZ”

OHAL ile keyfi uygulamaların altını çizen vicdani retçi Murat Kırmızıoğlu “Her birimizin adreslerine binlerce liralık ceza bildirimleri yapıldı. GBT’lere daha önce de yapılıyordu zaten fakat OHAL’den sonra bu yoklamalar iyice sıkılaştı ve keyfi bir hal aldı.Yaşadığımız kentlerin sokakları, artık hepimiz için daha da tehlikeli. Yolculuk etmek, bir yerde konaklamak, ekonomik gelir elde edilebilecek bir yaşam kurmak neredeyse imkansız hale geldi” dedi.

Kırmızıoğlu “Vicdani retçi olmak ile adressiz, güvencesiz bir hayatı da kabul etmiş oluyor ancak kendi içimizde kurduğumuz dayanışma ağları ile yaşamlarımızda, ‘başka bir hayatı’ örüyor ve dayatılan tüm olumsuzlar karşısında bu dayanışma ile mücadele ediyoruz. Bizi güçlü tutan şey, bu mücadeleydi, hala da öyle” diye belirtti.

Semih Aydemir

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*